Sevapkazanmak için yapılan iyilik bulmaca cevabı nedir, Kare, Çengel, Gazetelerin tüm bulmaca cevapları, arama bölümünden cevaplarına ulaşabilirsiniz. 1 yıl önce 1 CEVAP Fakat“olumlu isyân”, “Allah için yapılan isyân”dır, şeytan için yapılan değil. “Allah’ın; samîmi, ciddî ve gayretli olanlara yollarını açacağı inancı”yla yapılan bu işlere Allah da rızâ gösterirse mü’minlerin önleri açılacak ve yeni bir duyarlıklık ve yeni bir çığır açılabilecektir. Allah’ın rızasını kazanmak için” ifadesi, iki Mekki surenin üç ayetinde geçmektedir. Bu yazıda söz konusu ifadenin geçtiği ayetler, içlerinde bulundukları iki surenin iniş sırasına göre ele alınacaktır. Bağlam gereği Bakara suresi 265. ayetin çevirisi “Allah'ın rızasını kazanmak () için” şeklindedir. 5 Genel olarak ticaret mallarından ne kadar zekât verilir? . a) 1/40 b) 2/100 c) 2/10 d) 1/10 6- Bir kimsenin, zorunlu olmaksızın Allah rızası için yaptığı her türlü yardım ve iyiliğe ne denir? . a) Sadaka b) Fitre c) Zekât d) Fidye 7- İslam dini yardımlaşma ve Alevi– Bektaşi Terimler ve Deyimler Sözlüğü. A+ A-. ABDAL: (Allah’ın kulu) anlamındadır. Bektaşilikte en yüce makamlardan birisidir. Dört kapı öğretisinde, kapılar Tanrı yolunda yürüyen bir insanın yükselmesi derinleşmesi için geçmek zorunda olduğu manevi aşamalardır. En son aşamada kişi insanı kamil olur. 3rEDC8M. Ana SayfaPeygamber Allahın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak PEYGAMBERİMİZ sallallahu aleyhi ve sellem İNSANLARDAN HİÇBİR KARŞILIK BEKLEMEDEN SADECE ALLAH'IN HOŞNUTLUĞUNU ARAMIŞTIRİslam dininin en temel özelliklerinden biri, insanın tüm yaşamını Allah korkusu üzerine bina etmesi ve tüm ibadetlerini de yalnızca Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak için yapmasıdır. Allah bir ayetinde müminlere "De ki "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır" şeklinde buyurmaktadır. Enam Suresi, 162Kuran'da, "Ancak tevbe edenler, ıslah edenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız olarak Allah için halis kılanlar başka; işte onlar mü'minlerle beraberdirler. Allah mü'minlere büyük bir ecir verecektir" Nisa Suresi, 146 ayetiyle de müminlere, dini sadece Allah için, başka hiçbir amaç katmaksızın yaşamaları emredilmiştir. Bir kimsenin Allah'a sımsıkı sarılması, Allah'tan başka bir ilah olmadığını bilerek, hayatını yalnızca O'nu razı etmeye adaması ve her ne olursa olsun Allah'a olan sadakatinden vazgeçmemesi o kişinin ihlas sahibi olduğunu sahibi bir mümin, yaptığı işler ve ibadetlerle Allah'ın dışında bir başkasının sevgisini, hoşnutluğunu, takdirini, ilgi ve beğenisini elde etmeye çalışmaz. İhlas sahibi müminlere en güzel örnek Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ve diğer Efendimiz, sadece Allah'ın hoşnutluğunu aramış, hiçbir çıkar veya dünyevi bir kazanç düşünmeden, hayatı boyunca Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak için çaba ki "Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve kendiliğinden bir yükümlülük getirenlerden de değilim." Sad Suresi, 86De ki "Ben sizden bir ücret istemişsem, artık o sizin olsun. Benim ecrim ücretim, yalnızca Allah'a aittir. O, herşeye şahid olandır." Sebe Suresi, 47 Allah rızası için yapılan işin fazileti nedir? İşte bir Hak dostuna büyük tesir eden ve dünyalara değişilmeyecek dostlarından birine, kendisini çokça tesir altında bırakan bir hâdiseyle karşılaşıp karşılaşmadığı sorulunca, Hazret şunları anlatmış “Mekke-i Mükerreme’de para kesemi kaybedip muhtaç durumda kalmıştım. Basra’dan para bekliyordum, fakat bir türlü gelmiyordu. Saçım sakalım da epeyce uzamıştı. Bir berbere giderek “- Param yok, Allah rızâsı için saçlarımı düzeltir misin?” diye sordum. Berber o esnâda bir adamı tıraş ediyordu. Hemen yanındaki boş yeri gösterip; “Buraya otur.” dedi ve müşterisini bekleterek beni tıraş etmeye başladı. Bekletilen müşteri îtiraz edince berber “-Kusura bakmayınız efendim, sizi ücret mukâbilinde tıraş ediyorum, lâkin bu şahıs, Allah rızâsı için olan işler dâimâ önceliklidir ve maddî bir karşılığı yoktur. Allah için olan işin bedelini kullar aslâ bilemez ve ödeyemez!” dedi. Tıraştan sonra berber, cebime zorla birkaç altın da sokuşturdu “-Âcil ihtiyaçlarını karşılarsın, imkânım bu kadar, kusura bakma!” dedi. Aradan birkaç gün geçti, Basra’dan beklediğim para geldi. Berbere bir kese altın götürdüm. Berber. “-Aslâ alamam! Allah için olan işin bedelini ödemeye kulların gücü yetmez. Varın gidin siz yolunuza devam edin, Allah selâmet versin!” dedi. Helâlleşip ayrıldım, lâkin tam kırk senedir seherlerde ona duâ ediyorum.” Kaynak Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlâkından 1, Erkam Yayınları İslam ve İhsan Yeni Camii, Malatya merkezin orta yerinde, Hükümet Konağı’nı tam karşıdan gören bir noktada 1894 yılında bir deprem sırasında yıkılan Hacı Yusuf Taş Cami’nin yerine inşaa yılında tamamlanan Yeni Camii, tamamen kesme taştan yapılmış son Osmanlı örneklerinden biridir. Eski camiden günümüze sadece yarım bir minaresi kalan bu güzel camimizin, diğer bir adı ise Malatya ağzında “Teze Camii” olarak da yaygın bir kullanıma Camii bugünlerde, haftada dört gün akademisyenleri ağırlıyor. Pazartesi günleri Doç. Dr. Abdurrahman Ateş’in tefsir dersleri ile haftaya başlayan camii, salı günleri araştırma görevlisi Fetullah Zengin’in siyer dersleriyle devam ediyor. Perşembe günü öğretim görevlisi Selahattin Yıldırım tarafından hadis dersleri veriliyor. Cumartesi günü ise, Yrd. Doç. Dr. Sabri Türkmen’in fıkıh dersleriyle haftayı tefsir dersi varBugün yatsı namazından sonra Doç. Dr. Abdurrahman Ateş’in tefsir dersi var. Namazı da kıldıran Abdurrahman Hoca’nın kıraatı son derece güzel. Manevi atmosferi yüksek olan bir camiide, kıraatı güzel bir imam ile namaz kılmak gerçekten çok hoş. Huşu içinde kılınan bir namazdan sonra derse başlayan Abdurrahman Hoca, İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Hoca, Bakara Suresi 78 ve 79. ayetlerin tefsirini vermeye başlıyor. “Bunların bir de ümmî takımı vardır; Kitab’ı Tevrat’ı bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar. Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, Bu, Allah’ın katındandır!’ derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!”İsrailoğulları’ndan bahseden 78. Ayet, onların dinlerinden habersiz olan ümmiler olduğunu belirtir. Ayette geçen ümmi kelimesi burada okuma yazma bilmeyen anlamından ziyade, Kitab’ı ve peygamberi bildiği halde kuruntularını, heva ve heveslerini hayat standardı haline getiren kimseler anlamındadır. Yahudilerin durumları örnek verilerek, biz Müslümanların bu hatalara düşmemesi öğütlenir. “Bu ayetler her ne kadar İsrailoğulları’ndan bahsetse de, Kur’an biz Müslümanlara indirildiğine göre, bu ayetlerin muhatabı da biz Müslümanlardır,” diyor Abdurrahman ayet ise, “Dini meslek haline getirenler ki, İslam’da din adamı diye bir şey söz konusu değil, her kim var ise onları kapsamaktadır. Dinden şu ya da bu şekilde nemalanan kimler ise, onların durumları bu ayette, Vay onların haline!’ denilerek açıkça dile getirilmekte. Özellikle medya üzerinden menfaat sağlamaya çalışan, bu işi ticarete dökmüş din adamlarımıza bir Müslüman olarak hakkımı helal etmiyorum!” diyor Abdurrahman Hoca... İşte bu din adamları, bu ayetlerin muhataplarıdır. Din menfaat edinmek için öğrenilmez ya da etraftan saygı görmek için öğrenilmez. Din sadece ve sadece, Allah’ın rızasını kazanmak için mezarlıklardan kurtarmalıyızMezarlıklarda gece gündüz okunan Kur’an, bazen Nur Suresi’ne de denk geliyor. Kadınlardan, miras hukukundan bahseden bu ayetler, ölüler için ne anlam ifade ediyor acaba? Ama biz Müslümalar olarak, maalesef Kur’an’ı taziye çadırlarına ve mezarlıklara hapsettik. Düşünün, Kur’an sayfalarından birkaçının yerde uçuştuğunu görsek; en Müslüman’ından, en münafığına kadar, bu duruma rıza göstermez, hemen o sayfaları yerden kaldırır, saygıda kusur etmeyiz. Ama bu sayfalar bize ne emrediyor acaba, bunun farkında mıyız?Abdurrahman Hoca, “İşte bizim çabamız bu noktada Kur’an’ın anlaşılması içindir. Kuran’ı ihtiyaç haline getirmek zorundayız. Eğer ihtiyaç haline getirebilirsek, işte o zaman Kur’an’ı anlamaya başlarız. Kur’an’ı mezarlıklardan, taziye çadırlarından kurtarıp, yaşayanlara ulaştırmak zorundayız!” diye yapabiliriz?“Bu devirde hiç kimse Kur’an’ı anlamamak adına hiçbir mazeret üretemez. Bu yaştan sonra Arapça öğrenmeye de gerek yok. Gidin bir kitapçıya ve bir meal alın, haftada bir ayet öğrenseniz yılda elli iki ayet eder. Yıllarca hiçbir faydası olmayan o kadar şey öğrendik ki; Everest Tepesi’nin yüksekliği, Amazon Nehri’nin uzunluğu gibi... Bari bundan sonra Kur’an’ı anlamak adına bir şeyler yapalım,” diyerek bu güzel sohbete haftaya devam etmek üzere noktayı koyuyor Abdurrahman Hoca...Çoğu zaman annem, rahmetli dedemin Kur’an okuduğu için sorguya çekildiğini anlatırdı. Bu memleket Kur’an okumanın yasak olduğu bir dönemden, camide haftanın dört günü, hem de akademisyenler tarafından ders verilen bir noktaya gelmiş. Camileri hıncahınç doldurmuyorsak da, Kur’an’ı yeteri kadar anlamaya gayret etmiyorsak da, geldiğimiz nokta çok önemli bence...Başta Malatya Müftülüğü olmak üzere, tüm emeği geçenlere, buradan teşekkür etmek istiyorum. Allah hepsinden razı olsun...Şakir Gönülce yazdı 10-05-14, 2031 1 Üyelik tarihi 22-10-13 Mesajlar Allahın Rızasını Kazanmak İçin Allah’ın Rızasını Almak Bir Mümin İçin Çok Mühimdir. Allah Rızası İçin Okunacak Dualar İle O’nun Rızasını Kazanabiliriz. Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahîm Allah’a, üzerimizdeki hadd ü hesaba gelmez lütufları adedince hamd ü sena; bütün insanlığa rahmet ve kurtuluş vesilesi olarak gönderdiği habibi Hazreti Muhammed aleyhisselatü vesselam’a, nezih aile fertlerine ve seçkin ashabına onların hasenatı adedince salât ü selam ediyor; iyiliklere ve salih amellere onbinlerle cevap verildiği şu çok bereketli mevsimde el açıp bir kez daha Rabb-i Kerîmimizin ulu dergâhına sığınıyoruz Allah’ım! Semi’ ve Alîmsin, her sesi işiten ve ilmiyle her şeyi kuşatan Sen’sin; Sen yakarışlarımızı da duyar, gizli-açık bütün hallerimizi de bilirsin. Dualarımızı kabul buyur ve beklentilerimizi boşa çıkarma., ihtiyaçlarımızı gider ve ne olur bize terkedilmişlik hüsranını yaşatma! Rabbimiz! Sen’den Cennetini dileniyoruz. Ona yaklaştıracak kavlî ve fiilî amelleri işlemeye bizi muvaffak kıl. Cennetini istediğimiz gibi rızanı da arzuluyoruz; rahmetinle ve fazlınla muamele buyur da bizi Senin hoşnutluğunu kazanmış bahtiyarlardan eyle! Bize imanın hakikatini yakîn derecesinde öyle duyur ki, sadece Senin mehabetini duyalım ve haşyet duygumuz da yalnızca Sana karşı olsun! Rabbimiz! Bizi korktuklarımızdan emin eyle ve duamıza icabette bulunarak istediklerimizi ihsan et. Kıymetlerini bilemediğimiz için hiç ihtiyaç hissetmediğimiz ve rahmet hazinenden dilenmediğimiz nimetleri bile bize lütfeden Cömertler Cömerdi!.. İşte şimdi, ihtiyacımız olan şeyleri Sen’den dileniyoruz. Verenlerin en güzeli Sen’sin ve biz de Sen’in nezd-i rububiyetinden gelecek lütuflara her zaman muhtacız. Ellerimizi indirirken, arz u semayı yüzü suyu hürmetine yarattığın Kainatın İftihar Tablosu Hazreti Ahmed ü Mahmud u Muhammed Mustafa’ya, ailesine ve ashabına bir kere daha salât ü selam ediyor, iki salât ü selam arasına sıkıştırılmış niyazların reddolunmayacağı ümidiyle dualarımızın kabulünü bekliyoruz, Rabbimiz Gerçek bir Müslüman attığı her adımda Allah’ı düşünür ve ona göre hareket eder. Böyle bir imana sahip olmak ve böyle nesiller yetiştirmek tüm Müslümanların görevi olmalıdır Dindar, gerçek Müslüman kimdir, özellikleri nelerdir? Allah'a iman eden ve Yüce Allah'ın herkesin ve her şeyin Rabbi olduğunu bilendir. Allah'ın rahmet bakışıyla evrene bakandır. Hz. Muhammed'in son Peygamber olduğuna iman etmenin yanında diğer Peygamberlerin de hakk davetçisi olduğuna iman edendir. Hakkaniyet sahibi olandır. Adaletten sapmayandır. Aleyhine de olsa adaletten yana olandır. Haram para yemeyendir. Hak sahibine hakkını verendir. Merhamet sahibi, şefkatli, onurlu, kişilikli, sözünün eri, her türlü iyiliğe açık, mazlumun yanında olan, mazlumun, mağdurun, çocuğun, ezilmişin dinini ırkını ve dilini sorgulamayandır. Yüzüne baktığında ürkmeyeceğindir. İffetli, izzetli olandır. Lokmasını mağdurla paylaşandır. Yetimi görünce duraksayandır. Ezana, bayrağa, ülkesine bir milimlik iyilik eden her büyüğüne vefalı olandır. İnsanlığın ortak mirasını hoyratça harcamayandır. Allah'tan geldiğine ve yine ona döneceğine iman edendir. Çilesi ve davası olandır. Anlayışlıdır, sabırlıdır, tahammüllüdür... Edeplidir, temizdir, zariftir... Yeniliğe açıktır, ilimden yanadır, cehalete, yobazlığa karşıdır... Gericilikten, geriye düşmekten uzaktır. Namazını kılar, orucunu tutar, zekâtını verir, haccına gider, eksiğiyle-gediğiyle bunlara dikkat eder. Gücü yettiğince. Bir insanı yaşatmak kâinatın tümünü diriltmek gibidir, bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir akidesine bağlıdır. Akide-iman adamıdır. Sahtekârlıktan münafıklıktan, korkaklıktan, şartlara göre eğilip bükülmekten nefret eder. Yağcılıktan, nabza göre şerbet vermekten, günün adamı olmaktan, imanını pazarlık konusu etmekten nefret eder. Hesabı Allah'tır. Derdi Allah'tır. Hedefi Allah'tır. Tasası Allah'tır. Allah onun Rabbi, Hz. Muhammed onun dünyadaki yol rehberidir. Ahiret sığınağıdır. Diğer din mensuplarını anlayışla karşılar. Onlara karşı haksızlığı kabul etmez. Onların ibadethanelerine düşmanca tavır içinde olmaz, olanı da engeller. Ama dinini tebliğden de yüksünmez. Çünkü mümindir ve kendisi gibi müminler olsun ister. Bu imanın ve insanın doğasında var. DERDİMİZ GERÇEK MÜSLÜMAN OLMAK Dindar insan özetin özetiyle budur. Böyle bir insanı, nesli oluşturmak insaf sahibi her insanın derdi olmalıdır. Kur'an-ı Kerim'in "Müminler felah bulmuştur" ifadesiyle anlattığı işte böyle insanlardır. Hz. Peygamber'in Mekke ve Medine'de inşa ettiği İslam bu imana gönül vermiş insanlarla kurulmuştur. Bu vasıflara sahip olandan kim rahatsız olur, kim ürker? Burada haklı ve yerinde tek bir itiraz yapılabilir. O, yerinde olan itiraz ve soru şudur Peki böyle bir nesil oluştu mu? Mevcut olan Müslümanların tümü böyle midir? Elbette ki böyledir diyemeyiz. Zaten böyle olsaydı, bizim bunca olumsuzluğa, haksızlığa, cinayetlere, zulme, kalpazanlığa, kandırmaya endekslenmiş ticaret bezirgânlığına, dini istismar eder sahtekârlara muhatap olmamız mümkün olmazdı. Zaten bizim çabamız ve derdimiz bu olumsuzlukları azaltıp Rabbe layık bir insan inşa etmektir. Bunun yolu da, Kur'an-ı Kerim'i doğru okuyup, doğru anlayıp doğru uygulamak ve Hz. Resul'ü, O'nun güzel ve seçkin ahlakını ahlak edinmemizdir. *** Dünya ve ahiret dengesi HZ. Abdullah bin Amr ibadeti seven bir gençti. Bir gün Peygamberimize gelerek şöyle der "Ey Allah'ın Peygamber'i! Hayatım boyunca ramazan ayı dışında da her gün oruç tutmak, her geceyi de uyumaksızın namaz kılarak geçirmek istiyorum." Peygamberimiz bunu duyunca şöyle buyurur "buna gücün yetmez. Bütün hayatın boyunca bunu yapamazsın. Bazen oruç tut, bazen ye. Bazen nafile namaz kıl, bazen uyu." Abdullah der ki "Ben daha fazlasını yapabilirim." Peygamber Efendimiz bunun üzerine şöyle buyurur "Ayda 3 gün oruç tut. Hayırlar 1'e 10 hesaplanır. Böylece ayda 3 gün, sanki bir yıl gibi olur. Sevap itibarıyla öyle kabul edilir." Hz. Abdullah der ki"Ben daha fazlasını yapabilirim." Peygamberimiz bunun üzerine şöyle buyurur "O zaman 1 gün tut, 2 gün ye. Bu yeter." Hz. Abdullah "Ey Allah'ın Resulü! Daha fazlasını yapabilirim." Peygamberimiz son kez şöyle cevap verir "O zaman 1 gün ye, 1 gün tut. Bu Allah'ın sevgili kulu Hz. Davud'un orucudur. Daha fazlasına müsaade etmiyorum." Hz. Peygamber ile genç sahabe Hz. Abdullah arasındaki bu hikaye manidar. Sahabe nefsini ibadete bütün bütün yönlendirip dünyadan tamamen soyutlanmak istiyor. Her gece uyumadan namaz kılan, her gündüz oruç tutan bir insanın sosyal veya aile hayatının olması çok zordur. İşte bu noktada Hz. Resul ikaz ediyor; Hz. Abdullah'ı hayatın içine çekiyor. Bunu kabullenmem buyuruyor. O'nu daha iyi anlamaya hakikaten çok muhtacız. *** BİR DUA Hz. Ebu Derda'nın duası EY Allah'ım! Benim Rabbim ancak sensin. Senden başka ilah yoktur. Ancak sana tevekkül ediyorum. Büyük arşın sahibi sensin. Günahtan dönüş ve ibadete yöneliş ancak azim ve yüce olan Allah'ın kuvveti iledir. Allah neyi dilerse o olmuştur. Neyi dilememişse o olmamıştır. Muhakkak Allah her şeye kadirdir. Muhakkak Allah, ilmiyle her şeyi ihata etmiştir ve her şeyi adet olarak tespit buyurmuştur. Ey Allah'ım! Nefsimin şerrinden ve hareket veya zarar verebilme kabiliyeti kudretinde bulunan her mahlûkun şerrinden sana sığınırım. Muhakkak Rabbim'in yolu dosdoğrudur! BİR AYET RABBİNİZDEN size indirilene uyun; O'nu bırakıp da başka önderlerin ardından gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! A'raf 3 BİR HADİS "İNSANLIK, ilk günden beri bütün peygamberlerin üzerinde ittifak ettikleri bir söz bilir Şayet utanmıyorsan, dilediğini yap!'' Buhari Edeb, 78 BİR SÜNNET ÇÖREK otu yemek ölümden başka her derde deva olduğuna dair sahih hadisler vardır ESMA-ÜL HÜSNA EL-ALİM Gizli, açık, gelecek, her şeyi ezel ve ebedi en mükemmel bilen. *** HIRKA-İ ŞERİF ZİYARETE AÇILDI PEYGAMBER Efendimiz Hz. Muhammed'in Veysel Karani'ye hediye ettiği "Hırka-i Şerif" ramazan ayının ilk cumasında dün İstanbul Fatih'teki Hırka-i Şerif Camisi'nde dualarla ziyarete açıldı. Açılışa, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, İl Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Fatih Belediye Başkanı Hasan Suver ve vatandaşlar katıldı. Erken saatlerde cami önüne gelerek uzun kuyruklar oluşturan vatandaşlar dua etti, bazıları da gözyaşlarını tutamadı. Hırka-i Şerif, ramazan boyunca hafta içi hafta sonu saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Kadir Gecesi ise ziyaret saat kadar devam edecek. SORU - CEVAP Kabir ziyareti şart mı? Uzaktan dua okuyamaz mıyız? Kabir ziyareti sünnettir. Ölüleriniz için uzaktan da dua okumanızda hiçbir sakınca yoktur. Yüce Allah niyetinizi biliyor. Bu nedenle de uzaktan okunan dua da yerine ulaşır. Babam öldü. Eniştem babanın bana 30 yıl önce borcu vardı diyor. Ne yapmamız lazım? Babanız bu konuda bir şey söylemediyse, böyle bir borca ait şahitler yoksa borçtan sorumlu olmazsınız. Şahitlerin varlığı da yetmez. Bu hususlarda neler yapıldığını ve olayın bütün gelişmelerini bilmeleri gerekir. Bu halde de babanızın terekesinden - mirasından - ödemeyi yaparsınız. Ramazan ayında lokanta işletmek caiz midir? Ramazan ayında hasta, yolcu vb. oruç tutmama ruhsatına sahip kimseler oruçlarını daha sonraki bir zamanda tutabilirler Bakara 2/185; İbn Mâce, Sıyâm, 11-13. Mazereti sebebiyle oruç tutamayanların yeme-içme ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için ramazan ayında lokantaların vb. yerlerin açık olmasında dinen bir sakınca bulunmamaktadır. Ayrıca lokanta sahibi, oruç tutmayanların niçin oruç tutmadıklarını bilmek zorunda değildir. Fakat hem oruç tutanlara saygı için hem de yeni yetişmekte olan çocuk ve gençlerin, ramazan gününde oruç tutulmayıp aleni yemek yenilmesinin olağan bir şey olduğu gibi bir izlenime kapılmamaları için mazeretli de olsa, yiyip içenlerin bunu açıktan yapmamaları uygun olur. Lokanta sahiplerinin de gerekli tedbirleri alarak böyle algılamalara fırsat vermemeye 1 2 özen göstermelidirler. Yasal Uyarı Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

allahın rızasını kazanmak için yapılan her türlü iyiliğe ne denir