Her Şeyde Bir Hayır Vardır. Yavuz Sultan Selim Han, kendisine sohbet arkadaşı edindiği Hasan Can’ı çok sever ve onun anlattıklarına çok değer verirdi. Yine bir gün ona; “Bre Hasan Can, bir ibretlik hadise anlat da, biz de ders çıkaralım!” deyince Hasan Can da şu hikâyeyi anlatır: “Bir zamanlar, bir hükümdarın Evet genelleme yapıyorum zira bir kova sütün rengini bozmak için bir damla kara kola yeter. Her şerde bir hayır vardırın arkasına sığınmadan, daha sonra başımıza gelecek olumlu bir olayı “o şerden sonra” sendromu olarak nitelendirmekten, tekrar söylüyorum kendimizi avutmak başka bir açıklaması yoktur. İslam dünyasının her yönden bir ve beraber olduğu bir ortamda bizi hiç kimse tutamaz” diye konuştu. “Her şerde bir hayır vardır” diyen Şahin, “Birbirimize sahip çıkmamız ve birbirimize kenetlenmemiz lazım. Güçlü olmamız gerekiyor. Buradaki güç yalnızca ekonomik güç değil. Aile içi ilişkilerimiz yer yer gerilirken, fırsata çevirenler açısından da bir dizi güzellikler meydana getirdi. “Her şerde bir hayır vardır.” diyerek bu süreci sağlıklı bir şekilde sürdürmek, birinci derecede kendi sorumluluğumuzda olduğunu hatırlatmakta fayda vardır. BİST ulusal 100 endeksi 135 bini aşar, dolar 5,80’e geriler, faizdeki düşüş hızlanır, enflasyon baskısı ortadan kalkar. Büyüme süreci hızlanır. Son söz: Her şerde bir hayır WfVN. Yüce Allah kerim kitabımızın ikinci suresinin, iki yüz on altıncı ayet-i kerimesinde; “ Sizin için daha hayırlı olduğu halde, bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde, bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilemezsiniz.” buyurmaktadır. O halde her şeyin künhüne vakıf olan yalnızca Allahtır. Biz olayların perde arkasını bilemeyiz. Fakat her şeye iyi gözle iyimser olarak bakarak mutlu olmakta, kötümser olarak bakarak mutsuz olmak da elimizdedir. Önemli olan, irade-i cüz-iyyemizi iyi, hayır, faydalı ve sevap olan tarafta kullanmaktır. Bir Çin atasözü, “ İyimser insan, her felakette bir fırsat, kötümser insan ise, her fırsatta bir felaket görür” der. Gerçekten de, iyimser insanla kötümser insan bir değildir. İyimser insan olayların müspet yönünü, kötümser insan ise, olayların menfi yönünü görür. Bu nedenle iyimser insan, daima mutlu ve huzurlu, kötümser insan ise mutsuz ve huzursuzdur. Halk arasın da, “ Her işte bir hayır vardır.” derler. Hayır var iken şerri düşünmek ve şerden yana olmak, her halde kötümserliğin alameti olsa gerek. Yarısına kadar su ile dolu bir bardağı göstererek, bu bardak dolu mu boş mu? diye sorulduğunda iyimser insan, “Yarıya kadar dolu,” kötümser insan da “ Yarıya kadar boş” dermiş. Bu da kötümser insanin menfi bakışlı, iyimser insanın da müspet bakışlı olduğunu gösterirmiş. Peygamber Efendimiz “ Her şerde, küçükte olsa bir hayır vardır.” buyurmuştur. Hakikaten, şer de bile hayır aramak insana; ümit, moral ve huzur verir. Bunun için, “ Ne oldum dememek, ne olacağım” demek lazım. “ Beterin de beteri vardır” sözünü unutmamak gerek. İyimser olmak, elindekinin kıymetini bilmekle, yukarıya değil aşağıya bakmakla olur. Bir ayağı olmayan, iki ayağı olana değil iki ayağı da olmayana, bir gözü olmayan, iki gözü olana değil iki gözü de olmayana… bakarak mutlu olabilir. Ayağının biri sakat olan, Allah'a şükür, iyi ki bir ayağım var, ya o da olmasaydı halim ne olurdu? demeli, bir gözü olmayan da böyle düşünmelidir. Elin iki ayağı ve iki gözüne bakıp onlara imrenerek mutsuz olmak yerine, sahip olduğun tek ayak ve tek göz için şükretmeli, bunlar da olmaya bilirdi diye düşünülmeli, sahip olduğunla yetinip, onunla mutlu olmaya çalışılmalıdır.. Ne güzel söylemişler, “ Eldeki bir kuş, daldaki üç kuştan iyidir” diye. Senin olan eldeki az nimet, senin olmayan başkasına ait çok nimetten daha iyidir, çünkü senindir. Allah’ın nimetleri sonsuzdur. Herkes, her canlı o nimetlerin binlercesinden her an ve her saniye istifade etmektedir. O halde insan, her saniye o nimetleri ihsan edeni hatırlayıp anmalı, ona şükretmeli, nimete nankörlük edilmemelidir. Gelecekte bu gününü düşünerek mutsuz olmamak ve geleceğini karanlık görmemek için, bu gününü iyi, hayırlı, faydalı ve sevap olan işlerle meşgul olarak yaşamalısın. İraden elinde ve canın teninde iken, seni iki cihanda da mutlu edecek salih ameller yapmalısın. Çünkü, yarın bu günü tekrar yaşaman mümkün değildir, istesen de yaşayamaz Her gecenin bir sabahı, her yokuşun bir iniş, her tünelin bir çıkışının varlığını bilmek ve ona göre yaşamak, insan ümit ve yaşama azmi ve sevinci verir. Fıkra buya, iki arkadaş varmış. Birinin morali bozuk ve üzgünmüş. Diğeri sormuş, çok üzgün ve kederli görünüyorsun neden? Beriki cevap vermiş. “Üzüntümün sebebi geleceğim. Öbürü yine sormuş, “ Geleceğin konusunda seni endişeye sevk eden sebep nedir? Beriki cevap vermiş. “ Geçmişim.” O halde bu gün, gelecekte bizi endişe ve mutsuzluğa sevk edecek bir hayat yaşamamaya gayret edilmelidir. Unutmayalım ki, her gecenin bir sabahının, her yokuşun bir inişinin, her tünelin de bir çıkışının olduğunu bilmek ve ona göre yaşamak, insana yepyeni ümit ve yaşama sevinci verir. Hakkı Hak bilip Hakka tabi olunmalı, batılı batıl bilip batıldan sakınılmalı, Allah’a geçek kul, Peygambere layık ümmet olmaya çalışılmalıdır. Her nefes Allah anılmalı, O hiç unutmamalıdır. İnsanın fikri Allah zikri, “La İlahe illa Allah” olmalıdır. Çünkü hadis-i şerife göre, “ Kimin kalbinde Allah olursa, Allah onun iki cihanda dostudur, yardımcısıdır. Kimin kalbinde de Allah’an gayrısı olursa, Allah onun iki cihanda hasmıdır.” Allah bizleri, kendisi için dünyada da, ahirette de üzüntü ve keder olmayan has kullarından ve dostlarından eylesin. AMİN Ankara’dan selam, saygı ve dua ile. Nova etkisi, Türkçeye tam olarak “Her şerde bir hayır vardır.” şeklinde çevrilebilir. Şöyle düşünün Ahmet, köpeği Nova’yı evinin yakınlarındaki ormanlık alanda yürüyüşe çıkarıyor. Birden karşılarına yabani bir tavşan çıkıyor ve Nova da her köpeğin yaptığı gibi tavşanın peşinden koşuyor. Ahmet, Nova’nın peşinden koşuyor ancak köpek tavşanı yakalamak için çok daha hızlı koşuyor. Ve sonunda Nova izini kaybettiriyor. Ahmet tüm ormanı arıyor, lakin köpeğini bulamıyor. Polisi, komşuları, çevredeki esnafları durumla ilgili olarak bilgilendiriyor; sokaklara kayıp ilanı asıyor. Bu durum gerçekten Ahmet’i çok üzüyor, çünkü Nova’dan başka kimsesi yok. Bir hafta sonra tüm umutlar tükenmişken kapı çalıyor Nova ve yanında bir kadın. Merve. Nova, Merve’nin oturduğu apartmanın deposuna sığınıyor. Merve de kayıp ilanından tanıyor bu köpeğin Nova olduğunu… Sonrasında Ahmet ve Merve telefonlarını alıyorlar, mesajlaşmaya başlıyorlar. Bir süre sonra da sevgili oluyorlar… Yani orman yürüyüş yaparken Ahmet ve Nova’nın karşısına çıkan bir tavşan, Ahmet’in epey üzülmesine, ancak daha sonra Merve ile, hayatının aşkı ile tanışmasına vesile oluyor. Bir gün Merve, Ahmet’i ailesiyle tanıştırmak istiyor. Ahmet o gün çok şık giyiniyor. Güzel bir çiçek yaptırıyor ve Merve’nin ailesinin evine doğru arabayla yola çıkıyor. Işıkta beklerken bir anda Ahmet’in arabasına bir belediye otobüsü arkadan vuruyor. Çarpmanın şiddetinden hava yastıkları açılıyor ama Ahmet kafasını cama vuruyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ahmet’in bilinci birkaç gün hastanede yattıktan sonra yerine geliyor. Tavşan olayı aklına geliyor ve “O gün karşımıza o tavşan çıkmasaydı Merve ile karşılaşmayacaktım ve arabayla trafikte olmayacaktım.” diyor. Doktor Ahmet’in uyandığını fark ediyor ve “Sana bir iyi bir de kötü haberim var.” diyor… Doktor kötü haberle başlıyor “Bu söyleyeceklerim kaza nedeniyle olmadı. Beyin tomografisi çekerken beyninde bir tümör tespit ettik.” “İyi haber ise eğer kaza olmasaydı beyin tomografisine ihtiyacın olmayacaktı ve muhtemelen tümörü de erken teşhis edemeyecektik. Birkaç ay daha sonra tespit etsek çok geç olabilirdi…” Doktor ekliyor “Yani bu kaza senin hayatını kurtardı.” O an Ahmet tekrar düşünmeye başlıyor “Eğer o tavşan karşımıza çıkmasaydı beynimdeki tümör erken teşhis edilemeyecekti.” diyor içinden. Bu sayede Ahmet hayattaki en ufak olayların bile büyük sonuçlar doğurabildiğini öğreniyor. Nova Etkisi Nedir?YalanKumarSigaraNova Etkisinden Nasıl Yararlanılabilir?SporFinansal BirikimRomantik İlişkilerOkuma AlışkanlığıSonuçEvde Çevirmenlik Yapacak Arkadaşlar Arıyoruz! TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Hemen Deneyin! Nova Etkisi Nedir? Ahmet, Nova, Merve, doktor… Bunlar hep kurgusal karakterler. Bu olguyu adlandırmak için başka bir isim de kullanılabilirdi. Lakin olayların birbirini tetiklemesi psikolojide Nova Etkisi olarak biliniyor. Bu hikaye, meselenin daha iyi anlaşılması için üretilmiştir yani. Bu hikayeden “Geleceği bilemeyiz çünkü onu kontrol edemeyiz.” gibi bir mesaj çıkarmak ne kadar doğru, tartışılır. Ahmet ve Nova hikayesinden çıkarılması gereken esas ders, hayatta olumsuz olarak gördüğümüz olayların hayatımıza olumlu katkı sağlayabileceğidir. Ancak nedense bu tür ufak olumsuzlukların hayatımızı zenginleştireceğini ve geliştireceğinizi nedense görmezden geliriz çoğu zaman. Tavşan çalıların arasından bir anda çıktığı için Ahmet’in hayatı kurtulacak. Bu tür olaylar kişinin kontrolü dışında gerçekleşir ve buna dair yapacak hiçbir şey yoktur. Örneğin trafikte bir kere kırmızı ışığa yakalanmak, yolun devamındaki 5 kırmızı ışığa da yakalanmaya neden olur çoğu zaman. Bu da gideceğiniz yere hesapladığınızdan 20 dakika geç gitmenize neden olur. Bu durumun sizi strese boğmasına izin vermeyin, çünkü yapabileceğiniz çok bir şey yok bu konuya dair. Bunun yerine tamamen kendi kontrolünüz altındaki küçük kararlara odaklanın. Yalan Bir kereye mahsus yalan söylemenin pek de zararlı olmadığını düşünüyor olabilirsiniz. Ancak bir yalan 2 yalana, 2 yalan 4 yalana yol açar. İlk yalanı kapatmak için sürekli yalanlar uydururken bulursunuz kendinizi. Çevrenizdeki insanlar bu durumdan şüphelenebilir ve hatta yalanlarınızı öğrenebilir. Başlangıçta “önemsiz pembe bir yalan” olarak gördüğünüz yalan başınıza ne işler açar, hayal dahi edemezsiniz. İstisna olarak başlayan bir şeyin bedelini zincirleme olarak ödemek zorunda kalabilirsiniz kısaca… Kumar Çabuk gaza gelen biri olduğunuz için geçmişten beri kumar, bahis, loto, piyango gibi şeylere karşı mesafeli birisiniz diyelim… Bir gün arkadaşlarınız Kıbrıs’a tatile yapmaya karar veriyor ve sizi de davet ediyor. Siz de “Bir seferden n’olacak ya… Bir daha mı gelecez dünyaya!!!” diyerek bu tatile katılıyorsunuz ve her Kıbrıs tatilcisinin yaptığı gibi kumarhaneye akıyorsunuz… Rulet masasında iki el peşpeşe kazanarak 50 dolarınızı, 250 dolar yapıyorsunuz. Böyle böyle içinizdeki kumar ateşi harlanıyor… Türkiye’ye dönünce internetten bahis oynamaya başlıyorsunuz. Her hafta 100 kazanıp 150 kaybetmeye başlıyor ve bir süre sonra maddi olarak açmazlara giriyorsunuz… Sigara 8 yıl sigara içip sonra bıraktınız. Bravo… Bir gün arkadaşınızın sigarasından bir fırt alasınız geldi. Kendinize güveniyorsunuz ve tekrar başlamayacağınıza emin gibisiniz. O fırt, ertesi gün birkaç fırta çıkar ve kısa süre içinde kendinizi yeniden sigara paketi taşır haldeyken bulabilirsiniz. Nova Etkisinden Nasıl Yararlanılabilir? Nova etkisinin olumsuz etkileri kadar olumlu etkileri de vardır. Ya da daha doğru söyleyişle, nova etkisini kendi lehinize de kullanmanız gayet mümkün. Spor Spor salonuna yazıldınız ve iki aydır gidiyorsunuz. “Bir gün gitmesem bir şey olmaz” diye düşünmeye başlarsanız o bir gün, birkaç hafta içinde 2-3 güne çıkar. Sonraysa spor salonuna gidip çalışma isteğiniz buhar oluverir! Bunun yerine az da olsa düzenli olarak spor salonuna gitmeye çalışın. İstikrar bir şeyden tam olarak istifade etmek için anahtar kelimedir! Finansal Birikim Akşama evde yemek yapmak yerine bir restoranda bonfile yemek küçük bir masraf gibi görünebilir. Ya da istediğiniz kol saati 120 lirayken, saatçiye gittiğinizde 240 liralık saati satın almanız da bir sefere mahsus bir harcama gibi görünebilir. Ancak damlaya damlaya göl olur. Böyle böyle ufak ekstra masraflar birikir ve bir anda kendinizi ekside bulursunuz. Bu yüzden kazandığınız tüm parayı veya maaşınızı o ay içinde bitecek diye koşullamayın. Az da olsa sürekli bir birikim yapmanın faydalarını uzun vadede göreceğinize emin olabilirsiniz. Romantik İlişkiler Eşiniz ya da sevgilinizle uzun bir ilişkiniz var. Sizi sevdiğinden eminsiniz. İş böyle olunca bir süre sonra ilişkinin heyecanı sönmeye başlar. Lakin ona maddi ya da manevi olarak ufak sürprizler yapmaya başladığınızda ilişkinizin giderek renklendiğini, sevginizin arttığını görürsünüz… Okuma Alışkanlığı İlginç bir kitap var ve okumak istiyorsunuz. Ancak kitap 780 sayfa… Tuğla gibi! Her gün 10 sayfa okursam bu kitabı en az 3 ay bitiririm diye düşünüyorsunuz. 3 ay da gözünüzde büyüyor. Peki günde 30 dakika okusanız yılda kaç kitap bitirebilirsiniz, biliyor muydunuz? Çoğu insan 30 dakikada 10 sayfa okur. Ortalama bir kitabın da 200 sayfa olduğunu farz edelim. Bu ivmeyle yılda 18 kitap okuyabilirsiniz. 3 yıl içinde 50 kitap okursunuz; pek çok konu hakkında daha bilgili ve donanımlı bir insan olursunuz. Gördüğünüz gibi Nova etkisinin birçok faydası da var… ABD’li yazar ve yatırımcı Darren Hardy, “The Compound Effect” adlı kitabında küçük ve iyi alışkanlıklar geliştirmenin insan hayatında kalıcı ve köklü pozitif değişimlere neden olduğunu ifade ediyor. Bir cirit atıcısı, ciriti tutma açısını yarım derece değiştirse bu minnacık fark ona altın madalya kazandırabilir. Bu tür minik ve önemsiz görünen şeylerin çok büyük değişimlere geve olduğunu asla unutmamak gerekiyor. Gereğinden fazla çikolata yemek, alarmı 3 kez ertelemek, sosyal medyaya mesai saatlerin içinde defalarca girmek gibi şeyler zararsız görünebilir. Ya da çaya 2 şeker atarken 1 şeker atmaya başlamak, her gün 15 dakika meditasyon yapmak gibi şeylerin de “başlangıçta” somut bir etkisi görülmeyebilir. Lakin unutmamak gerek Bazı şeylerin etkisi aylar, hatta yıllar sonra ortaya çıkar. 5 yıl sonra çaya 1 şeker atmaya başladığınız ya da şekeri tamamen bıraktığınız günü “İyi ki” diye hatırlayacağınıza emin olabilirsiniz. Sonuç Nova etkisi hikayesi yapılan her türlü büyük ya da küçük tercihin başarıda ya da başarısızlıkta pay sahibi olduğu mesajını taşır. Yani kararlarınız üzerinde sandığınızdan çok daha fazla kontrol sahibisiniz. Siz bir şeyi değiştirmezseniz, hiçbir şey değişmez. Hayatı edilgen şekilde yaşarsınız. Bir kişinin size saygısızlık yapmasına izin verirseniz, 5 kişi daha aynısını yapar. Toplantıya geç kalan insanları tolere ederseniz, tüm şirket içinde alışkanlık haline gelir “geç kalmak…” Bu yüzden her gün hayatınızın gidişatını değiştirecek pek çok olayla, fırsatla karşılaştığınızı unutmayın. Bu olaylar, fırsatlar karşısında vereceğiniz kararlar ise hayatınızı olumlu etkileyebilir. Hayatı edilgen mi yaşamak gerek? Yoksa hayatın kontrolünü ele almak mı? Siz ne dersiniz bu konuda? Lütfen düşüncelerinizi bizimle paylaşın. Yazar Ayşe KUTLUHAN Geçtiğimiz haftaya, Azra’nın Çelen konağından ayrılmasıyla nokta koymuştuk, bölüme. Onun sessiz sedasız gidişinin ardından, Feride Hanım’ın kayıtsız kalıp sitem edişine ben de biraz içlenip söylenmiştim doğrusu. Tamam, kabul ediyorum. Birazdan daha fazla tepki göstermiş olabilirim. Fakat sonrasında Azra’yla konuşup onu anlamayı tercih ederek beni dumur etmiş oldu, Şeker teyzem. Tabii ki dumur olmuş olmam onun, bütün Çelenlerin önünde Azra’nın gidişine ’Gidene, gitme; kalana da kalma demeyiz.’’ demesini hoş gördüğüm anlamına da gelmiyor ne yazık ki. Zira Feride Hanım’ın, Azra’ya cephe almasını akbaba gibi bekleyenler, fazlasıyla mevcuttu o konakta. Konaktakilerin Azra’nın, Feride Hanım’ın hayatına nasıl girdiğini artık bilmesinin zamanı geldi diye düşünen, tek ben değilimdir sanırım. Miras olayını geçtim, en azından bu gerçeğin yükünü Azra’nın üzerinden alma vakti gelmedi mi? Cenk dahi bilmiyor işin iç yüzünü. Bu bölüm, her şeyin çok fazla net olması, benim zihnimi biraz karıştırdı açıkçası. Sumru’nun, Fatma ile ipleri koparması ve Feride Hanım’ın Mert’i el altından etkisi altına almasının ardından, gelecek bölümde gerçekleşecek olan velayet davası için ’Mahkeme kimin lehine sonuçlanır?’’ sorusunda arada kaldım diyebilirim. Kadir’in velayet davasını kaybetmek için uğraşması, sürpriz biçimde Mert’in Azra’yı tercih etmesi veyahut bir ihtimal Fatma’nın son dakika şahitliğiyle, dava Azra lehine sonuçlanır diye düşünmekten alamıyorum kendimi fakat bununla beraber Fatma’nın şahitlik yapması, Sumru’ya cezaevi yolunu açacağından, şu an için bu şahitliğe de pek ihtimal veremiyorum. Mantıklı düşünürsek bir süre daha Sumru’nun ortalarda dolanması gerek. Mert ve Azra ayrılığı artık son bulacak gibi, inancım bundan yana ve bunda Feride Hanım’ın da hâliyle etkisi büyük. Azra ve Cenk’in kusursuz ilerleyen aşkına da bakınca onları sekteye uğratacak bir pürüz arar oldum, açıkçası. Kurgu gereği iyiler, hep öykünün en sonunda mutlu olurlar ya, ikisinin bu mutluluğunu bozacak eylemin ne olduğuna dair şu an için hiçbir fikrim yok. Cansu ve Kadir, tüm çabalarına rağmen, Cenk ve Azra ilişkisini sekteye uğratsalar da onları ayırabilecek kadar güçlü olmadıkları su götürmez bir gerçek. Şimdilik… Kadir’in girdiği intikam yolunda Melis’e tosladığını dile getirmiştim, geçtiğimiz hafta. Bu hafta, buna fazlasıyla tanık olduk. Kadir’in hayallere dalıp baktığı her yerde Melis’i görmesi bunun en büyük örneği olsa gerek fakat Kadir’in öfkeyle, hiç ölçüp biçmeden çıktığı bu intikam yolunda, Melis’ten sonra çarpacağı bir diğer duvar da Azra olacak zannımca. Kadir, kardeşini intihara sürükleyen olayın peşinde ve çok yanlış yolda; bu uğurda Cenk’e zarar vermek isterken aslında hiç suçu olmayan insanların da hayatını etkilediğini farkına varmaya başladı. Sıra hiç şüphesiz ki Azra’da. Kadir, bu bölümde Azra’nın ağzından onun yaşadıklarını dinledi. Zaman içinde, ondaki masumiyeti görünce Mert ve Azra konusunda da yanlış karar verdiğini anlamış olacak diye düşünüyorum. Öte yandan Azmi Bey’in kurnazlığı, Cenk’in çaylaklığıyla birleşince Çelen Gurup iş kaybetmeye başladı, doğal olarak. Cenk’in, ne olursa olsun Azra’yı birilerinin karşısında ezmesi taraftarı değilim. Ancak iş ve aşk hayatını karıştırmamak diye de bir gerçek vardır. Cenk’in iş yemeğinde sergilediği tutum, onları belli bir zarara uğratacaktır eminim. İlk iş, ilk toplantı ve ilk kayıp… Feride Çelen’e yapılacak açıklamayı merak eder oldum. Azmi Bey’in durmayacağı apaçık ortada, Feride Hanım’ın Cenk üzerinden verdiği kararı çürütmek için onun her türlü oyuna gireceğinden hiç şüphem yok. Bunun dışında ben hâlâ Azmi ve Kadir’in işbirliği yapabilme olasılığındayım. Kadir şirkete sızdığına göre, tanışmaları da an meselesidir diye düşünüyorum. “Düşmanımın düşmanı, dostumdur!” diye bir gerçek var sonuçta. Azra’nın Mert’i boğulmaktan son anda kurtarmasıyla kapadık, bu bölümü. Her şerde bir hayır vardır derler ve ben de çok fazla inanırım buna. Mert’in boğulma tehlikesi atlatması, Azra ve Fatma’yı karşı karşıya getirmiş olacak. Sonrası için pek bir tahminim yok. Bildiğim ve inandığım tek gerçek, Mert’in Fatma’ya olan sevgisi ve yüzme bilmeyen Fatma’nın kendi canı uğruna suya atlayıp Mert’i kurtarma çabası. İnsan sevdiğinde gözü hiçbir şeyi görmüyormuş. Velayet mahkemesinden sonra öykü farklı bir yere evirilecek diye düşünüyorum. Ben de en az sizler gibi merakla beklemekteyim. Genel Notlarım Yağmur’dan haz etmediğimden geçen bölüm bahsetmiştim. Bu bölüm Cansu’nun farkında olmadan kırdığı potla okulun temizlik görevlisi Rıza’nın, Yağmur’un babası olduğunu arkadaşları da öğrenmiş oldu. Bu olayla mağdur rolü yapsa da ben Yağmur’un iyi niyetinden şüpheliyim açıkçası. Azra ve Cenk’in aşk dolu sahnelerini hep tetikte izledim. Bu kadar sıkıntının içinde efsunlanmış gibiydiler adeta. Her an ’Heh! Bak şimdi bir şey olacak.’’ modundaydım diyebilirim. Bu kusursuz mutluluk gözüme çok battı valla; fırtına öncesi sessizlik gibi . Hadi hayırlısı… Cansu’nun, babası ile ilgili alacağı kararı merakla bekliyorum açıkçası. İyi anlaşacaklarından ve Azra’ya karşı işbirliği içerisinde olacaklarından şüphem yok. Cansu’nun ilaçlarını kullanmadığını öğrendiğinde ’Cin olmadan adam mı çarpıyorsun!’’ diyen Sumru’ya cevabım Boynuz kulağı geçer tatlım! Cansu, asla normal bir insan değil. Cenk’in, Kadir’i şirkette avukat kimliğiyle gördüğünde verdiği tepkiyi sadece ben mi çok gereksiz gördüm diye düşünüyorum. Efkan olayından o kadar bağımsız bir durum ki bu durum, çok yadırgadım. Kadir’i şayet Melis’in yanında görseydi, bu tepkiyi anlar, az bile derdim. Sakin ol, Cenk Çelen! Yersiz davranışların seni hep zarara uğratıyor. Öfkeyle kalkıp zararla oturuveriyorsun. Söylemesem dilim şişer cidden! Bizim bir Gönül ablamız ve kocası bey vardı. Pardon, nereye kayboldular? Hayır, sıradan bir karakter de değildi kurguda. Azra’nın yaşadıklarına, her şekilde şahitlik yapabilecek karakter bir anda kayboldu. Mert’in, Feride Hanım’ı sevmesi ve ona bu denli bağlanmasını çok sevdim. Onunla uyumasını ayrı… Cansu, kendi menfaati için çıktığı yolda farkında olmadan Mert’i Azra’ya itmiş oldu. Teşekkür ederim Cansucum. Bölümde emeği geçen herkesin yüreğine sağlık. Sevgiye kalın.

her şerde bir hayır vardır hikayesi